Belki Binlerce Eğitimsiz Ev Hanımlarından Ne Cevherler Çıkacaktır

04 Aralık 2017
Gülderen Çetin "muhendisanne.com"

Hayata Renk Katan Kadınlarla sizleri buluşturmaya devam diyorum ve ikinci konuğumla yani Gülderen Hanım sizi tanıştırmak istiyorum. Hatırlarsanız Gülderen Hanım, Kütüphanesini kızına çeyiz olarak vermesi ile basında yer almış ve örnek davranışı ile çok takdir edilmişti. Haberi sizlerle de paylaşmıştım daha önce.

Gülderen Hanım ile sosyal medya üzerinden tanışmıştım. Kendisini hiç görmesem de onu çok yakından tanıyormuşum gibi hissediyorum kendimi. Gülderen hanım da benim gibi bir kitap sevdalısı. Çok okuyor ve aynı zamanda da yazıyor. Mercan isimli bir kitabı da var ve kitabını tamamen kendi imkanları ile çıkarmış. Kendisini özellikle çok takdir ediyorum bu konuda. Kitabını okumak istediğimde, temin edebileceğim noktaları bir türlü bulamamıştım ve kendisine danıştım. Kitabı kendi imkanları ile çıkardığı için her yerde bulamıyorsunuz. Sağolsun bana hemen bir tane göndermişti. Kitap yaşanmış bir hikayeyi anlatıyor ve beni derinden etkilediğini söylemek isterim.

Gülderen Çetin "muhendisanne.com"

Gülderen Hanım’ın kitap sevdası ile dolu hikayesinin sizlere çok önemli mesajlar vereceğine de inanıyorum ve sözü bundan sonrası için ona bırakıyorum 🙂

Gülderen Çetin Kimdir diye sorsam, nasıl anlatırsınız kendinizi?

Ben Gülderen çÇtin, 52 yaşında evli, iki çocuk annesi bir ev hanımıyım. İkisi erkek bir tanesi kız, üç torun sahibiyim. Ortaokul mezunuyum. 22 yaşına kadar memleketim Sivas’ta yaşadım, 30 yıla yakındır Kayseri’de ikamet etmekteyim. Okumaya yazmaya sevdalı edebiyat tutkunu bir bayanım.

Okumaya olan tutkunuz, Nasıl başladı ve devam etti bu sevgi?

Biz sekiz kardeşiz, babam bir devlet kurumunda işçi, annem ev hanımıydı. 6 Erkek çocuğundan sonra kız çocuk olarak dünyaya gelen biri olarak, sanırım biraz daha özen gösterilerek büyüdüm. Annem ve babam tarafından o yıllarda kız çocuklarını okutan aileler fazla yoktu benim çevremde. İlkokula gidip okumayı yazmayı öğrendikten sonra evimize gelen bazı günlük gazeteleri babama okuyarak başladı. Sonradan gazete okumak bir tutku halini aldı. Henüz 9 yaşlarında bir çocukken, en çok sevdiğim şey gazetelerin köşe yazılarını okumaktı. Belki birçoğunu anlayamıyordum ama garip bir hisle okuyunca, hem mutlu oluyor hem de huzur duyuyordum. Babamın ileri görüşü sayesinde okumanın önemini o küçük yaşlarda kavrayabilmiştim. Babamı çok küçük yaşta ani bir ölümle kaybedince, üzerinde yazı gördüğüm her kâğıdı büyük bir istekle, hırsla okuyarak tutundum hayata. Okumak bir çıkış yolu, bir terapi gibi geliyordu bana tabi ki. İmkânlarım kısıtlı hiç bir şey fazla bol değil, yine de okuyamadığım zaman babama ihanet etmişim gibi geliyordu. İçimdeki anlatılmaz acıyı ancak okuyarak unutabiliyordum. Öyle ki yerlerde bulduğum kirlenmiş gazete kâğıt parçalarını temizler, kurutur biriktirir sıkılınca okurdum. Bulabildiğim ne varsa, abilerimin ders kitaplarını, biraz komik olacak ama o yıllarda yaygın olan erkek çocuklarının hayran olduğu, çizgi romanları bile hevesle okurdum. Yeter ki okuyacağım bir şeyler olsun. Sonra ortaokulda edebiyatçılarımızı yavaş yavaş tanımaya başladım, bir kaç yazarın hikâyelerini okumuş bitirmiştim bile. Yaşar Kemal, Ömer Seyfettin, Şule Yüksel Şenler Ahmet Günday Yıldız, Fakir Baykurt, Kemalettin Tuğcu hiç ayrım yapmadan hangisi elime geçerse onları okuyordum, böyle devam etti bu düzen hiç bıkmadan.

Kızınız evlenirken kütüphanenizi ona en değerli bir hazine olarak verdiniz. Bu hikâyeyi sizden dinleyebilir miyiz?

Maalesef ki ortaokuldan sonra belki kader, belki imkânsızlıklardan dolayı okuyamadım. Birçok sebepler de eşlik etti bu durumuma, çok üzüldüm ama zamanla kabullendim. Evlendim çocuklarım oldu zor ve mücadeleyle geçti hayatım, kendimi hep geri plana attım, artık çocuklarım eşim ve yuvam içindi amacım. Belki okuyamadım ama o özlemimi çocuklarımı büyütürken giderdim diyebilirim, onlarla birlikte iki ilkokul, iki ortaokul, iki lise ve iki üniversite bitirdim, onların eğitim hayatı bitene kadar her zaman büyük bir zevkle her bir derslerine yardımcı oldum. Her dersimiz bir oyun tadında geçiyordu, bıkmasınlar sevsinler okumayı diye ben elimden geleni yaptığıma inanıyorum. Şimdi anlatır güleriz o yılları. Sonrasında çocuklarım büyüdü, Allah herkesin yavrusunu korusun doğruluktan ayırmasın dilerim. Benim evlatlarım büyüdü iş güç sahibi oldu artık onların da yuvaları çocukları var çok şükür. Kızım evlenmeden önce sağ olsun, benim dünyamın kitaplar olduğunu iyi biliyor, beni anlıyordu. Çalışıp para kazanmaya başlayınca küçük bir kitaplık aldı bana, yerimiz müsait olmadığı için kendi odasına kurduk. Şimdiye kadar olan kitaplarımızı dolaplara, vitrine dizerdik, buna bile çok sevinirdim. Konumuz genelde kitaplar olurdu, sohbet ettiğimiz zaman ben adını duyduğum birçok kitabı söylerim, ne yapar ne eder bulur alır getirir bana. Sevincimden yutkunamadığımı görür çok mutlu olurdu. Çalışma ortamından fırsat buldukça o da okurdu, ama “anne sana yetişemiyorum” diye takılırdı bana. Birçok kitabımı ihtiyacı olanlara verirdim, bu konuda takıntılarım yoktur herkes okusun herkes aynı heyecanı duysun isterim. Kızım evlenirken çeyizlerini hazırladım, her anne gibi ya kitaplar ne olacaktı? Onun okuyamadığı birçok kitap vardı artık, yanımda olmayacaktı, kızım kitaplar dedim. Yüzüme baktı başını yere eğdi, “okumadıklarımdan birazını koy annem” dedi. Ayrılmak olmanın verdiği derin üzüntümle karar verdim, iki büyük valize kitapları doldurdum. Onlar artık kızımın olmalıydı, o da yine okumaya devam etmeliydi. Okuyarak hayatın dolambaçlı zor yollarında yürüyebilirdi, tıpkı yıllar önce benim gibi gücünü, önce Allah’tan sonra kitaplardan almalı diye. O anki duygularımla en değerli çeyiz hediyesi olarak kızıma verdim. Büyük bir mutlulukla, o anki düşüncelerimi sayfalarca yazsam yine az gelir şimdi. Sağ olsunlar imkânları oldukça eşim, kızım, oğlum almaya çalışıyorlar. Kitap bambaşka dünyalara açılan, sihirli kapıların anahtarlarıdır. Bunu daha iyi anlayan, kavrayan çocuklarıma, eşime yürekten teşekkür ediyorum. Okumaktan sıkılan oğlum da artık kitapları araştıran, alan, okuyan, bana önerilerde bulunan bir evlat oldu. Allah herkesin evlatlarına en hayırlı yolları açsın, bütün çocuklar okusun inşallah.

Gelinim, Kızım, Oğlum ve Torunlarım

Mercan kitabınızı kendi imkânlarınızla çıkardınız. Kitabın yaşanmış bir hikâyeyi anlattığını biliyorum.  Bu hikâyenin sizin için önemini ve yazmaya iten gücü bize anlatır mısınız?

Ben en çok hayatın içinden yaşanmış, gerçek yürekten gelen kitapları severim. Bu kitapların yeri benim için hep ayrı olmuştur, her kitabın yeri ayrıdır ama zaman içerisinde olgunlaştıkça hayatın gerçekleri benim için daha önemli oldu. Ben tatil nedir, ne değildir bilmedim, tatil demek çocukken her yıl gittiğimiz köyümüzden ibaretti o kadar. Ama ben köydeki hayatı çok seviyordum, oradaki samimiyeti, doğallığı inanın hiç bir tatile değişmem. Çok eski yıllardı anlattığım kız çocuklarının sevme haklarının olmadığı, olsa bile bedelini çok ağır ödediği yıllarda, gördüğüm şahit olduğum hatırladıkça beni derin bir hüzne boğan anılarımın. Yüreğimde yıllarca biriken öfkemin, yanlışlara dur diyemeyecek kadar küçük olmanın acısıyla, yıllar sonra yazarak belki de halen toplumda kanayan bir yarayı örnek teşkil etmesi açısından hayallerimle harmanlayarak ortaya çıkarışımdır. Kitabım oğlumun çok sıkıntılı olduğum bir dönemimde kâğıt ve kalemi elime tutuşturması ile başladı yazma maceram. Okuyanların birçoğundan hiç tanımadığım insanlardan olumlu yorumlar, eleştiriler aldığımı görünce isabetli karar verdiğimi görmek, beni sevindiriyor bu anlamda.

Bundan sonraki hedefleriniz ve hayalleriniz nelerdir?  Yeni kitap projeleriniz var mı?

Tabii ki, ilk önce ömrüm ve sağlığım olduğu müddetçe okumaktan, yazmaktan asla vazgeçmemektir. İyi ki de oğlum o kalemi ısrarla elime tutuşturmuş, içimde yazılmayı bekleyen birikmiş cümlelerim, hayat tecrübem, yaşanmışlıklar eskilerin muhteşem güzelliği, duruluğu yaşanmış nice hayat hikâyeleri hepsini yazacağım inşallah. Mercan kitabım benim için çok değerli özel hatıra bir kitap.  Birçok kitap çalışmam ibretlik, yaşanmış hayattan alınma hikâyelerim var şu an. Tamamlanmış güzel bir sevda masalını yazdığım, gerçek hayatın içinden esinlenerek hazırladığım bir kitap çalışmam mevcut. Bu bende tutku olan yazma, okuma arzum hiç bitmeyecek en hayırlı olanın karşıma çıkmasıdır dileğim. Her şeyin nasip, kısmet olduğuna yürekten inanan biriyim. İnşallah hayırlısı ile kitaplarımın çok daha geniş okuyucu kitlelerine ulaştırılabilmesidir hayalim.

Tüm kadınlara vermek istediğiniz bir mesajınız mutlaka olduğunu düşünüyorum. Ne söylemek istersiniz?

Bir makalede okumuştum, Türkiye de edebiyatçı yetişmiyor artık diye. Ben buna kesinlikle inanmıyorum,  bırakın bu işin eğitimini almış onlarca değerli yazarları, belki Anadolu’nun bir ücra köşesinde, belki binlerce eğitimsiz ev hanımlarının arasından ne cevherler çıkacaktır. Bunun eğitimle alakası yok, bence insanın yüreğine işleyen bir tutku, böyle hisseden yüreği edebiyat aşkıyla çarpan bütün ev hanımlarına bir adım atabilmek için azimli ve kararlı olmalarını söylemek isterim. Gerisi biraz özveri biraz sabır, her şey bir gün olmasını istediğiniz gibi şekilleniyor zaten. Ben daha bir kaç yıl öncesine kadar evinden dışarı çıkmayan, kitaplarla yazılarla yuvasıyla torunları ile uğraşan bir ev hanımı iken, bugün bir mercan kitap ismiyle birçok insanın tanıdığı kişi oldum. Siz cesaret gösteren, inceleyen, düşünen, araştıran, üreten hanımlar olun yeter ki. Değer bilen aydın insanlar bir gün karşınıza çıkarak, yolunuzda size destek olacaklardır zamanı gelince. Hiç bir şey için geç değildir, inanın başlamak için kalkın ayağa başlanınca uçlanır derler sakın unutmayın hanımlar. Tüm ev hanımları başta olmak üzere herkese tavsiyem budur.

Ben ve Eşim

ve bizKızım, Ben ve Torunum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir