Adana Çocuk Kanser Derneğinden Öğrendiklerim

07 Aralık 2017
cancer-389921_960_720

Geçen hafta Adana’da gerçekleşen bir toplantıda Adana Çocuk Kanser Derneği’nin sunumunu ilgiyle ve merakla dinledim. Toplantıda aldığım notları ve bende düşündürdüklerini sizlerle de paylaşmak istedim. Bildiğiniz gibi “Kanser” hemen hemen her eve zoraki bir misafir oluyor. Bizim eve de son ziyareti iki yıl önce olmuştu. Kız kardeşimin troit kanserine yakalanması ile birlikte hayatımızın seyri bir anda değişiverdi.  Ameliyatlar, radyoterapi derken bir buçuk yıl mücadele ettik ve çok şükür atlattık. İlk teşhis konduğunda, doktorumuz bize korkmamamız gerektiğini, troit kanserinin kötünün iyisi olduğunu, en kolay ve hızlı tedavi edilen bir türü olduğunu söyledi. “Kötünün İyisi” kelimesini anlıyorum çünkü babamı akciğer kanserinden kaybettik, eşimin babasını da gırtlak kanserinden. En kötü hallerini gördüm ve biliyorum.

Sunumu izlerken her biri gözümün önünden akıp geçti. Kayıplarımız, mücadelelerimiz ve yaşayarak öğrendiklerimiz…

Toplantıda Adana Çocuk Kanser Derneği’nden 3 değerli insan,  Adana Çocuk Kanseri Derneği Başkanı Celal Çelebi, Pediatrik Onkoloji Bilim dalı Uzmanları Doç.Dr.Gülay SEZGİN ve Uz.Dr.Metin ÇİL bilgilendirme yaptı bizlere. Dernek çalışmaları, kanser, çocuk kanserleri ile ilgili genel bilgiler verdiler ve gerçekleştirdikleri projeleri anlattılar. Adana Çocuk Kanser Derneğinin temel amacı ise, mümkün olduğunca çok sayıda hasta çocuğa ulaşarak onların erken tanı, tedavi ve takipleri süresince maddi ve manevi destek sağlamak ve fiziksel şartların iyileştirilmesine katkıda bulunup sağlıklı yetişkin olarak topluma kazandırmak.

Yapılan sunumlarla ilgili olarak her birinin detayına girersem çok uzun bir yazı olur. Ama genel anlamda katılımcıları bilinçlendiren, çok önemli hususlarda farkındalık yaratan sunumlardı bunlar. Kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Çok önemli çalışmalar ve projeler gerçekleştiriyorlar.

Sunumlar sırasında Akıl-fikir Defterime aldığım notlara baktım, bilindik gerçeklerle istatistiki veriler aracılığıyla yeniden yüzleşmek çok daha çarpıcı oluyor.

Aldığım notlar ise;

*Kadınlarda en çok görülen kanser türleri, ilk sırada Meme kanseri, ikinci sırada ise Tiroit kanseri geliyor. Erkeklerde ise birinci sırada Akciğer kanseri, ikinci sırada ise prostat kanseri var. Üstelik akciğer kanserinde Dünyada birinci sırada yer alan ülkeyiz.

*Çocuklarda ise en çok görülen lösemi ve ikinci sırada ise beyin kanserleri. Burada çok önemli bir husus da gündeme geldi ki benim de çok önemsediğim bir konu; Cep telefonları, bilgisayarlar vb manyetik alanlarla olan yakınlığımız. Yatak odalarımızda yanı başımızda saat alarmı olarak kullandığımız cep telefonları, Kulağımızda cep telefonu ile saatlerce konuşmamız ve kullandığımız tüm teknolojik araçlar. Bunların her birinin yaydığı manyetik bir alan var.  Belki tek başlarına oranları çok düşük ama uzun süreli kullanımlarda elbette bir etkisi var.

*Sağlıklı beslenmenin ve sporun önemi elbette büyük, sigara ve alkolün zararları ise bilindik bir gerçek. Bu bilindik gerçeğe rağmen bırakamadığımız alışkanlıklar ise ayrı bir konu.

*Organik beslenme notunu yazmışım defterime ama günümüzde bunu başarabilmekte ayrı bir mücadele gerektiriyor. Organik ürün adı altında piyasaya sunulan ürünleri iyi sorgulamak gerekiyor. Ama anne ve babaların sağlıklı beslenme konusunda bence önemli bir farkındalığa sahip olması gerekiyor.

*Erken teşhis adına kanserin belirtileri konusunda özellikle bilinçli ve takipte olmak gerekiyor.

*Erken teşhis çalışmaları kapsamında yürüttükleri iki projeyi Pediatrik Onkoloji Bilim dalı Uzmanı Doç.Dr.Gülay SEZGİN’den dinlerken çok gururlandığımı söylemek isterim. Türk bilim adamlarımızın ve kadınlarımızın da bu konuda çok önemli ve başarılı çalışmaları var, buna inanın.

*Çocuk ve kanser kelimesi yan yana gelince insan daha bir kötü oluyor. Yakıştıramıyoruz ama böyle bir gerçek de var. Kanser hastalığına yakalamış ve bu hastalıkla mücadele edilen çocuklarımız için yapılan çok güzel projeler ve etkinlikler var. Ama bir önemli husus var ki, o da teknolojik altyapının gelişimine destek olmak, ihtiyaç duyulan laboratuvarları kurmak ve bu konuda çalışmalar yürüten bilim insanlarımıza destek sağlamak. Bence özellikle bu konudaki çalışmalara desteğimizi hiç elden bırakmamak gerekiyor.

*Kanserle mücadele eden ve maske takan bir çocuk gördüğünüzde lütfen bulaşıcılık konusunda bir endişe duymayın. Çünkü kanser bulaşıcı değil. Çocuğun maske takması tamamen kendisini koruma altına almak için. Çünkü tedavi sırasında bağışıklık sistemi zayıf düşebiliyor.

*Bir önemli konu da çocukların kanserle mücadelesinde çok sık karşılaştıkları bir sorun, konaklama sorunu. Tedavi için şehir dışından gelen ve ayakta tedavi süreçleri devam eden çocukların ve refakatçi aile üyelerinin konaklama konusunda önemli desteğe ihtiyacı var bu konuda konaklama altyapılarının oluşturulması gerekiyor. Çocuk Kanser Derneği de bu konuda önemli bir sorumluluğu üstlenerek bu çocuk ve refakatçileri için bir “Konuk evi” projesi başlatmış ve kısa sürede tamamlanması için çalışmalarını yoğun bir şekilde  sürdürmektedirler. Ve tabii ki yapılan bağışlarla sürdürülen bu çalışmalar ilgili ve duyarlı toplumumuzdan destek beklemektedir.

Sağlıklı bir yaşam için gereken adımları atmak ve bilinçli olmak gerekiyor.

Ama bir şekilde bu rahatsızlığa yakalandığımızda da yapmamız gereken sanırım en önemli şey, umudu hiç elden bırakmamak ve mücadeleye sonuna kadar devam etmek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir